Tevratın Cennetine Yolculuk Gap Turu
25 Marttan İtibaren Her Pazar Akşamı Gidiş / Her Cumartesi Akşam Dönüş
1.Gün(Pazar): İstanbul>Ankara>Kayseri>Pınarbaşı>Elbistan>Adıyaman
Siz değerli konuklarımızı buluşma noktalarından alarak en son buluşma noktamız olan Ankara Söğütözü Ulusoy Tesisleri önünden hareketle Kırıkkale, Kırşehir, Kayseri, Pınarbaşı istikametini kullanacağımız Adıyaman'a doğru yolculuğumuza devam ediyoruz.
2. Gün(Pazartesi):Adıyaman>Kahta>Karakuş>Cendere Köprüsü>Nemrut Dağı>Güt Batışı
Sabah yolda aldığımız (ekstra) kahvaltının ardından öğle saatlerinde adını, Allah’ın bir olduğunu kabul ve ilan eden ve babaları tarafından Putları kırdıkları için öldürülen Yedi Yaman Kardeş’ten alan Adıyaman'a ulaşıyoruz. Şehir merkezindeki otelimize varıp, bizleri bekleyen minibüslerimize binerek Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m. yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut Dağı’na doğru yolculuğumuza başlıyoruz. Yolculuğumuz sırasında sırasıyla; 2.Mithridates’in, annesi İsias’ın, kız kardeşi Antiochis’in ve yeğeni Aka’nın mezarlarının bulunduğu Karakuş Tümülüsü, üstündeki Latince bir yazıttan anlaşıldığına gore Roma İmparatoru Septimius Severus’un, karısı ve oğulları adına yaptırdığı Cendere Köprüsü’nü görerek 2150 mt. rakımlı Nemrut Dağı'na ulaşıyoruz. Burada Doğu ve Batı Terasları, Zeus-Oramastes, Apollon-Mithras, Herakles-Artaganes, tanrıça Kommagene, kral Antiochos ve koruyucu Aslan-Kartal heykellerini görerek bir yandan da muhteşem Günbatımı’nı izleyerek günümüzü sonlandırıyoruz ve minibüslerimizle otelimize dönüyoruz. Akşam Yemeği ve Konaklama Otelimizde.(Kahta Zeus Otel)
3.Gün:(Salı) :Ulu Cami>Mardin Kapı>C.Sıtkı Tarancı Evi>Hasankeyf>Midyat>Telkariciler Çarşısı
Otelimizde alacağımız kahvaltı sonrası Gövde Hacmi 84,5 milyon m³, Toplam Su Depolama Hacmi 48.7 milyar m³, Meydana Geetirdiği Göl Alanı 817km² olan Atatürk Barajı’nı geziyoruz. Baraj gezimizin sonrasında Asur hükümdarı Adad-Nirayi'ye ait bir kılıç kabzasında adı "Amed" olarak geçen Diyarbakır'a vararak Anadolu'nun ilk, İslam Âlemi'nin 5. Cami-i Kebir'i olan Ulu Cami ile gezimizle başlıyoruz. 639 yılında Diyarbakır'a egemen olan Müslüman Araplar tarafından Cami’ye çevrilmiş bu güzel eseri gezdikten sonra şiirlerinde en çok yaşama sevinci ve ölüm temalarına yer veren, “Otuzbeş Yaş” şiiriyle tanıdığımız Cahit Sıtkı Tarancı’nın 2 Ekim 1910 yılında dünyaya geldiği Müze Evini görerek, yaklaşık 5km kara surları ile dünyanın ayakta kalmış en uzun ikinci uzun surları olan kent surlarında Urfa Kapı, Evlibeden ve Yedikardeş Burçlarını izleyerek Keçi Burcu’na çıkıp, 10 Gözlü Köprü, Mardin Kapı ve Dicle Havzası’nı fotoğrafladıktan sonra bu güzel şehirden ayrılıyor ve Hasankeyf'e hareket ediyoruz. Ilısu Barajı'nın suları altında kalacak olan bu kente gelirken Uzun Hasan'ın Oğlu Zeynel Bey Türbesi ve bir dönemler Anadolu'daki en büyük köprü olan fakat, şu anda kalıntılarını görebildiğimiz Hasankeyf Köprüsü’nü görüyoruz. Sonrasında Yeni Saray, Mağaralar, Darphane, Zekât Kuyusu, Tılsımlı Kapı, Gözcü Kulesi, Büyük Saray, Ulu cami, Zindan ve El-Rızk Camii gezilerimizi yapıyor ve vereceğimiz serbest zaman ardından aracımıza binerek Tur Abdin bölgesinin kalbi olan Süryani cemaatinin en önemli yerleşmelerinden olan Midyat'a varıyoruz. Birçok diziye mekân olan Midyat Konuk Evi’ni geziyoruz. Ardından Süryani ustalarının yüzyılların birikimiyle ince ince işlediği telkari sanatının en iyi örneklerini görebilmeniz ve alışveriş yapabilmeniz için çarşıda serbest zamanımızı veriyoruz. Sonrasında otelimize yerleşiyoruz. Konaklama ve akşam yemeği otelimizde.(Misyat Matiat Otel)
4.Gün:(Çarşamba) :Mardin>Deyrul Zafaran>Kasımiye>Ulu Cami>Abbara>Şahtana Evi>Şanlı Urfa
Kapalı Çarşı
Otelimizde alacağımız kahvaltı sonrası hareketle bir masal şehri Mardin'e ulaşıyoruz. Bu etkileyici ortaçağ kale kentinin dar sokaklarında yürüyüşümüz esnasında, minaresi, 1176’da Artuklu Hükümdarı Kudbeddin İlgazi zamanında inşa edilmiş Ulu Cami’yi, caddeleri sokakları birbirlerine bağlayan üstü kapalı geçitleri Abbara’ları, 1890 yılında Mimarbaşı Lole tarafından inşa edilen Şahtana Evi’ni, 1177 yılında Kutubeddin İlgazi’nin annesi tarafından inşa ettirilen Hatuniye Medresesi’ni gezerken kendinizi başka bir dünyada bulacaksınız. Sonrasında şehirden ayrılarak 639 yıl Süryani Patriklik Merkezi sayılan Deyrülzafaran Manastırı gezimizde Tıp Okulu, Güneş Tapınağı, Vaftizhane ve Aziz Hananyo Kilisesi ve kilisedeki “Kutsalların Kutsalı” anlamına gelen Kuduşkudşin bölümünü de gördükten sonra, mimari tarzından, Artuklu devrinde yapımına başlandığı ve Akkoyunlular döneminde tamamlanmış olduğu anlaşılan, iki teras üzerine iki katlı olarak inşa edilmiş, cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindeki Kasımiye Medresesi var sırada. Medrese gezimizin sonunda öğlen yemeğinde bölge mutfağının, kaburga dolması, sembusek, ırok gibi en gözde yemeklerinden yeme şansınız olacak. Yemekten sonra hareketle Kızıltepe-Viranşehir üzerinden Peygamberler Şehri Urfa'ya varılıyor. Halil-ür Rahman ve Rızvaniye Camileri, Balıklı Göl, Ayn-el Zeliha Gölü, Hz. İbrahim Makamı göreceğimiz ve ziyaret edeceğimiz yerler arasında. Gezimizin ardından Bedesten ve Gümrükhan'da vereceğimiz serbest molanın ardından akşam saatlerinde otelimize yerleşiyoruz. Akşam yemeği sonrası, dileyen misafirlerimizle (Ekstra 30.00 TL) yörenin geleneksel eğlencesi Sıra Gecesine katılıyoruz.(Şanlı Urfa El Ruha Otel)
5.Gün:(Perşembe):Harran>Birecik>Kelaynaklar>Halfeti>Rum Kale>Gaziantep>Bakırcılar>
Sedefçiler Çarşısı
Otelde aldığımız kahvaltı sonrası ismi “Yolların Kesiştiği Yer” anlamına gelen Harran'a varıyoruz. İlk İslam üniversitesinin de bulunduğu 5000 yıllık geçmişe sahip Harran içinde; Harran Üniversitesi (Ulu Cami), Kale, Kervansaray ve Konik Harran Evleri görülerek Kelaynaklarıyla ünlü Birecik'e varıyoruz. Burada Kelaynak Üretme Çiftliği’ni gördükten sonra Siyah Gül denince aklımıza ilk gelen ve yakın zamanda Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajının suları altında kalan Halfeti'ye varıyoruz. Daha sonra Teknemize binerek Baraj Gölü üzerinde yapacağımız gezi sırasında Rum Kale ve sular altında kalan köyleri görüyoruz. Ardından Halfeti'ye dönerek otobüsümüzle Nizip üzerinden yolculukla düşman işgali sırasındaki şanlı direnişiyle 8 Şubat 1921 tarihinde “Gazi” unvanı alan Antep'e varıyoruz. Antep gezimize Dünyanın en zengin Mozaik müzelerinden birisi olan Zeugma Mozaik Müzesi ile başlayacağız. Roma İmparatorluğunun en doğudaki, en önemli kenti olan Zeugma'dan son 15 yılda çıkartılan zengin mozaik koleksiyonunda pek çok mitolojik hikâyenin izini süreceğiz. Müzeden sonra öğle yemeğimizde Antep mutfağının en leziz yemeklerini yiyerek gezimize devam ediyoruz. Eski şehirde yapacağımız yürüyüş turunda, gerçek anlamda Bizans İmparatoru Justinianus zamanında yapılan Gaziantep Kalesi’nde Gaziantep savunmasının anlatıldığı Panorama Müzesi’ni, pek çok tarihi Han, Cami ve Çarşıyı görerek Bakırcılar Çarşısı'na ulaşıyoruz. Alışveriş için fazlasıyla serbest zamanınız olacak. Serbest zamanın ardından akşam yemeği ve konaklama için otele geçiyoruz. Yemekten sonra dileyen misafirlerimizle Antep'in akşamını görmek ve eskilerin Ermeni Mahallesi dediği, bugünün Bey Mahallesi’ne yürüyerek gidiyoruz. Antep'in en eski ve etkileyici sivil mimari eseri olan Abdülkadir Kimya Evi'ni (Papirüs Cafe) ziyaret ediyoruz.(Gaziantep Met-Gold Otel)
6.Gün(Cuma):Yesemek>Antakya>Uzunçarşı>Mozaik Müzesi>St.Pierre Kilisesi>Türk Protestan
Kilisesi
Otelde aldığımız kahvaltı sonrası Suriye sınırında bulunan,Yavuz Sultan Selim, 24. Ağustos 1516 yılında Mercidabık' ta Memluk ordusunu yenerek, bölgeyi topraklarına kattığı Osmanlı Devleti Tahrir Defteri'nde de adı "Killiz" biçiminde yazılan, Kilis'e doğru yol alıyoruz. Kilis şehir merkezinde panoramik bir gezinti sonrası, dünyada bilinen ilk Açık Hava Heykel Atölyesi'nin bulunduğu Yesemek Köyü’ne gidiyoruz. Hititli ustaların yanı sıra, Hurrili usta ve sanatkârlarında çalıştığı Yesemek Taş ocağı ve Heykel Atölyesi’nde 10 ton ağırlığındaki heykel taslaklarını görüyor, Akadlar, Babilliler, Asurlular, Hititler, İskitler, Persler, Selevkouslar, Kilikya Krallığı, Romalılar, Emeviler, Abbasiler, Tolunoğlulları, İhşitler, Selçuklular, Eyyubiler, Memlüklüler egemenlik sürmüşlerdir. l516 Mercidabık Zaferi ile Osmanlıların yönetimine geçmiş Hassa üzerinden Büyük İskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından, Babası Antiochus'un isminden Antiocheia adıyla kurduğu Antakya'ya ulaşıyoruz. Dünyanın 3. büyük Mozaik Müzesi olan Antakya Arkeoloji ve Mozaik Müzesi ve Hristiyanlar için hac merkezi konumunda bulunan, Vatikan tarafından da Dünya’nın İlk Kilisesi olarak kabul gören St. Pierre Kilisesi gezilerini yapıp, kendimizi 23 Temmuz 1939 tarihinde Anavatan’a katılan Antakya'nın dar sokaklarına atıyoruz. Antakya Hıristiyan Cemaati’nin hala kullandığı Kiliseleri ziyarete açık olması durumunda gezip, Uzun Çarşı'da geçmişe dönüyoruz. Gezilerimizden sonra otelimize yerleşiyoruz. Konaklama ve akşam yemeği otelde(Antakya Yaman Otel)
7.Gün(Cumartesi):Belen Geçidi>İskenderun>Adana>Tarsus>Aksaray>Ankara>Düzce>İstanbul
Otelde aldığımız kahvaltıdan sonra halk arasında Gavur Dağları olarak da bilinen, Toros Dağları sisteminin en güneyindeki bölümünü oluşturan ve 2262m. Rakımlı Amanos Dağlarına doğru yol alıyor, Osmanlı hakimiyetinde, Halep Eyaleti’ne bağlı bir kaza merkezi iken, 18.yüzyılda Adana Valiliği’ne bağlanmış, 750m rakımlı, Kilikya'yı Suriye'nin içine bağlayan en önemli yol olan Belen Geçidi’nden geçiyoruz. İskenderun, Payas, Dörtyol, Adana üzerinden mitolojiye göre Tarım Tanrıçası Demeter'in oğlu Triptolemos tarafından kurulmuş Tarsus'a varıyoruz. Burada Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan Eshab-ı Kehf’in sığındıkları rivayet edilen mağara, dünyanın ilk kanalizasyonlu Tarihi Roma Yolu, Kudüs'teki Kıyamet Kilisesi’nden sonraki en kutsal kilise olan St. Paul Kilisesi ve St. Paul Kuyusu, Mısır'ın ünlü kraliçesi Kleopatra’nın sevgilisi Romalı General Antonius ile buluştukları Kleopatra Kapısı, Tarsus ve çevresinde bilinen ve halk tarafından değişik yorumlarla anlatılan en eski en önemli mitolojik efsanelerden biri anısına yapılan Şahmaran Heykeli ve 18 mart 1915'de, Çanakkale Deniz Harbinde düşman gemilerinden, İngiliz donanmasına ait Irresisttble ve Ocean gemileriyle, Fransız donanmasına ait Bouvet zırhlı gemilerinin boğazın karanlık sularına gömülmesini sağlayan mayınları döşemiş Nusret Mayın Gemisi gezilerinin ardından İstanbul'a dönüş yolculuğumuza başlıyoruz, Pozantı, Aksaray, Ankara, Düzce güzergahını izleyerek gece ilerleyen saatlerde İstanbul’a varıyoruz ve siz konuklarımızı aldığımız noktalara bırakarak bir başka heryeretatil.com organizasyonumuzda görüşmek dileğiyle vedalaşıyoruz. (T.C) |